Son güncelleme: 7 Şubat 2020

Yaşam nedir ki? Basit şekilde canlılarda, doğumdan ölüme değin, etkinliği sağlayan olgular bütünü’ olarak ifade edilir. Daha doğrusu bir kağıt gibi buruşturulup atılır. O yaşam boyunca hissedilenler hep göz ardı edilir. Oysaki o basit yaşam olgusunda ne duygular ne sevdalar ne melankolik kişilikler gizlidir. Hangi tarih kitabı hangi biyografi üstadı yazabilir yaşamın içindeki acıları, hüzünleri, mutlulukları. Şimdiye kadar kim yazabilmiştir, kim? Hiç düşünülmeden yapılmış bir tariftir yaşam, hiç arkası aranmamış bir zavallıdır yaşam, hiç önemsenmemiş günlerin birleştirilmiş ifadesidir yaşam.

Oysaki şairlerin şiirlerinde geçer duygusal sözler, bestecilerin şarkılarında duygusal müzikler olur, yazarların mutlaka bir aşk romanı mevcuttur. Hemen hemen hepsinin başından bir kara sevda geçmiştir. Hepsi hayatının bir döneminde melankolik erkek veya melankolik kadın figürüne bürünmüşlerdir. Sevda türküleri ile yanıp tutuşmuşlar, aç kalmışlar, açıkta kalmışlardır. İçlerini dökebilmek için eserler yaratmışlar bizler de onların eserine bakarak avutmaya çalışmışız kendimizi. Onlar ki sayısız insan arasında kendini göstermiş bizim gibi düşünerek bizim yaşadığımızı yaşayarak bizlere duygusal önder olmuşlardır.

Nazım Hikmet kimdir diye sorsak ‘Büyük Şair’ derler. Hayatını anlat desek ‘1902’de doğup 1963’te ölmüş kelimelerin üstadı’ gibi bir cümleden ötesini kuramazlar. Nazım Hikmet Piraye aşkını, bu aşktan Nazım’ın kavrulduğunu, Rusya’da sürgün olduğunu ve çektiği acıları kim yazmakta biyografilerde?

Kimi sorsam aynı basit ifade; doğdu, yaşadı ve öldü. Yaşadı kelimesinin ardındaki saklı yaşamı kimse sormadı. Kime aşık oldu, nasıl yaşadı aşkını, ulaşabildi mi aşkına, kara sevda mıydı yoksa ne bileyim geçici bir tutku mu? Edebi eserlerde ararsın saklı yaşamları açığa vurmak demek, duygusal müziklerde, kalıcı okunacak kitaplarda saklıdır. Ne kadar doğru bilemezsin ama senden bir şeyler anlatır gibidir. Senden haberler var gibidir. Yine de gizli gizli yaratılmış gibidir ve saklanmış gibidir asıl gerçekler tıpkı senin sakladığın gibi.

Oysaki saklı yaşamlarda gizlidir ayrıntılar. Oysaki saklı yaşamlarda yaşanır bütün edebi eserler. Oysaki… Edebi eserlerin tamamına yakını yazarlarının yaşadığı ilişkilerden kaynaklanmaktadır. Ve bu durumu kimse anlatmaz, birçoğunu ise bilemez.

İnsanların birbirine bakış açıları da öyle değil mi? Kim soruyor sana kara sevda içinde misin diye? Kim bizleri anlayıp derdimize derman olmaya çalışıyor? Kim bizi duygusal sözler ile avutmaya çalışıyor? En yakınımız bile bazen bizimle dalga geçmiyor mu? En yakınımız bile o anlarda bize uzak olmuyor mu? Saklı hayatımızla kendi içimizde kavrulmuyor muyuz? Kendimizi şarkılarda, yazılarda, yalnızlıkta avutmuyor muyuz?

Saklı yaşamları açığa vurmak, yaşanılan duyguları hiçe almaya başladığımız zaman melankoli başlar. Kitaplarda yazmayanı okuyarak yazanları düşünerek hayatımıza uygulamaktan başka çıkar yol yok gibi görünüyor. Onları anlayabilmek için onlar gibi olmak gerekiyor. Ama biz onlar gibi sanatsal ruhlu değiliz. İçimizi dökmenin romantik keşiflerini beceremiyoruz. Bir yerlerden bir şeyler lazım bizi yönlendirmek için. Ne de olsa hep bizden bir şeyler bekleniyor. Nereden bulunur duygusal sözler, nerede bırakılır bu içimizdeki yoğun ağlama duygusu, hangi duygusal müzikler bizi rahatlatabilir?Peki, bu kadar duygusallık içinde nasıl yaşayacağız?

Kara Sevdaya Tutulmak

Saklı Yaşamları Açığa Vurmak

Yaşamda belki küçük bir andır belki bir söz belki bir dokunuş belki de hiç umulmadık bir etkidir kara sevda. Birden düştüğümüz ne olduğunu anlamadığımız içinden çıkamadığımız bir olgu. Bir cesaret işidir bir korkaklık, bir yoldur mutluluğa çıkan bir çıkmaz yoldur geri dönülemeyen, bir yaşamdır ısrar ettiğin bir yaşamdır reddedildiğin ve kendinle baş başa yokluğa ilerlediğin ve kendini huzursuzluğa ittiğin ve yalnızlığın dibini yaşadığın melankolik bir yaşamdır. Duygusal müzikler içinde kaybolduğun duygusal sözler içinde eridiğin, bir küçük sahnede hıçkırıklara boğulduğun andır.

Ya o’dur artık dünya gözünde ya da onsuzluk dünyanın bitişi genç yüreğinde. Gençliğinin delikanlılığının verdiği esaret seni senden alır ve götürür uçsuz bucaksız ovalara. Koşmak, saatlerce koşmak delicesine, ölürcesine koşmak istersin. Yorulmadan, acıkmadan, susamadan koşmak. Ve varmak, istediğin yere, onun olduğu yere. O an sen sen oluverirsin ve lal olur ağzın dilin konuşamazsın. Gözlerin kararır, ellerin uyuşur ve konulamaz hiçbir yere. Kalbinin atışı vurmuştur tepelere. Yüzünün kızarıklığını hissedersin, sıcaklığından. Birden soğuk terler boşanıverirsin hiç olmadık yere. Kapını çalan kara sevda dönmüştür artık melankoliye. Ve hayalinde bile sen kendin olamazsın hiçbir yerde.

Birden dönersin gerçek dünyaya ve kulağında o müthiş duygusal müzikler. Sürekli ararsın karşındaki renkli ekranda derdine çare. Bulduğunu sanırsın ama huzursuzsundur kalbinden gelen bir sesle. Ve yine aramaya koyulursun günlerce gecelerce. Aklın başından gider ve düşersin melankoliye.

Artık gözünde değeri yoktur hiçbir şeyin. Kara sevda içinde olduğunu anlarsın. Çıkış yolu ararsın ısrarla. Seni senden alacak seni anlayacak insanlar ararsın, senin gibi insanlar. Köşeye sinmiş sıkışmış hissedersin. Ellerini açarsın, duaya başlarsın isyan içinde. Her an senin için bir azap her olumsuz olay senin için bir kahroluş gibi gelmeye başlar. Ne yapacağını şaşırırsın. O an dünyaya dönmek istersin. Kendine zaman geçirtecek meşgaleler edinmek istersin.

Ve bir kapı açılır birden bire karşında tanıdık bir yüz, dış dünya mücadele günleri. Aklın başından gitmişken yaşamdan kopacağın anda fısıltılar ve duaların içinde bulursun kendini. O an anlamaya başlarsın yaşam aslında devam ediyor senin yokluğunda. Yaşam seni düşünmüyor. Kahredersin ama yaşamak için iş lazım yaşamak için aş lazım ne de olsa etme bulma dünyasıdır bu dünya. Sen de yoksa ben de yoksa hal yaman, iki gönül bir olunca samanlık seyranmış ama iki çıplakta bir hamama yakışırmış. O dünyada yer etme çabasına girersin ve eserlerin süsler vitrinleri, ardındaki yaşamı bilmeden. Hayranların artar, takipçilerin, beğenilerin. Birden herkesin tanıdığı biri oluverirsin. Herkes gıpta ile bakar sana. Ama sen hala o kara sevda içinde bulursun kendini ve yaşamın sana bahşettiği ayrıcalıklar dünyası artık gereksiz bir ayrıntı haline gelmiştir. Sen melankolik bir kara sevda içinde erir gidersin.

Melankolik Sevda

Malda yalan mülkte yalan gel birazda sen oyalan, demiş atalarımız ama oyalanmanın gerisini anlatmamışlar. Kara sevda içinde kaybolurken mala mülke boğulmanın ne faydası var. Sen artık onun çevresinde lal olmuş dilini ardına kadar açmaya çalışırken birden melankolik insan oluverirsin. Tüm dünya kapalı tüm dünya dehşet ve tüm güzellikler uzak onsuz yaşamda. Sanki her şey onunla var olacakmış gibidir. Ve sen bir başına kalmış gündüz onun hayaliyle yaşar, gece düşünde onunla gezersin. Çevren seni etkilemez, çevren senin nazarında var olmayan bir olgu. Ve yalnızlığında bir başına kalakalırsın bir anda.

Çevrende gördüğün sıradan olgular bir anda yücelir duygusal sözlerle, bir anıt oluverir her gün altında beklediğin elektrik direkleri. Aldığın ekmek kavgadır artık ömründe, gördüğün düşler hayal. Dağlar bir engeldir mesafelere, seni besleyen toprak bir düşman. Yağmur huzurdur gözyaşlarını götürür yârine, rüzgâr yalan dünyanın günahlarını süpürür kendi halince. Kar yağar beyazlanır, temiz sayfa açılır yüreğine ama engeldir aynı zamanda sevdiğine yetişmede.

Sen birden sen olmaktan çıkıverirsin birde bakmışsın ki bir yabancı olmuşsun. Var olsan kaç yazar gençliğin heba olsun. Şimdi sıra kendine işkence zamanıdır ve yok olursun kendinle. Bedene vereceğin her zarar kendinedir bilmezsin. Ama elinde değil bir türlü kendine yediremezsin.

Artık yemek içmek olsun, barınmak ısınmak olsun, sağlık olsun, para olsun, su olsun hava olsun gözünden düşüvermiştir. Duygusal sahne içinde kalıvermişsindir. Duygusal müzikler tek arkadaşın olmuştur. Kahreder kahrolursun. Melankolik yaşamın içinde kalıverirsin. Başın dönmeye, ellerin titremeye, gözlerin kararmaya başlar. Bir çıkış yolu ararsın bulamazsın. Melankolik yaşamdan kurtuluşunu pek idrak edemezsin. Birilerini ararsın sessizce. Ekran karşısında kala kalırsın saatlerce. Sana destek olacak, seni anlayacak, seni kendine getirecek, seni yaşama kavuşturacak, mutluluğa, huzura erdirecek bir yer ararsın.

Yaşama Devam

Tam bu anda bir dost eli gelir yanı başına. Seni bu halinle kabul eden sana kucak açan seni anlayan seninle yanan. Seni tekrar yaşama bağlayan. Bu okuduğun yazı ile karşılaşırsın ve anlarsın ki senin gibi niceleri var yaşamda, nice saklı yaşamları açığa vurmak gizlidir bu milyarlık dünyada. Duygusal videolar, duygusal müzikler, duygusal sözler içinde kalakaldığını görürsün. Sevinirsin. Bir çıkış yolu bir dost yakalamışsındır bu büyük dünyada. Anlarsın ki yaşam var bu dünyada ve senin gibiler var, birlik olanlar var, dertleşenler var. Doğru yerde olduğunu düşünürsün ve dalarsın saklı yaşamlara.

Saklı kalmış yaşamlarda bulursun kendini. İşte bu dersin beni benden alacak olan. Ellerin inatla seni gezdirir ekranda. Ne yapacağını şaşırırsın. Zamanın geçişini anlamaz, dış dünyayı unutursun. Görmeye, duymaya, okumaya başlarsın. İstediğini yakaladığını hissedersin. İçinden bir şey kopuverir her tıkladığında. Her tıkladığın seni duygusallığın dibine vurdurur, damardan girer rahatlarsın. Romantizmi öğrenirsin, duygusal sözler öğrenirsin.

Gördükçe kendine gelir, duydukça huzura kavuşur, okudukça anlamaya başlarsın. Bir sen değilsin kara sevdaya tutulan, bir sen değilsin melankolik yaşam içinde kaybolan. Bak buradayız ve binlerceyiz, milyonlarcayız. Seni anlayan senin gibi olan herkes burada. Uzaklaşmaya gerek yok yaşamdan, yaşamla iç içe olmanın tam zamanıdır. Birbirimize destek olmanın tam zamanıdır. Gerçek yaşamdan koptuğun an, kendinle baş başa kaldığın an, huzursuzluğunun arttığı an biz buradayız ve seninle alay etmeden, seninle aynı duyguları paylaşarak, sana senin istediğini vererek yeniden yaşama tutunmanı sağlayacağız. Yaşamının farkındalığını görmene destek olacağız. Seni anlamayan sana istediğini veremez, seni anlıyoruz çünkü biz de senin gibiyiz.

Güzel sözler burada, anlamlı sözler burada, şiir burada, ayrılık burada, romantizm burada, aşk burada, melankolik yaşam burada dersin ve takılmaya başlarsın sen de bizim gibi. Aramıza hoş geldin arkadaşım, burası senin yerin, burası benim yerim, burası bizim gibilerin yeri.

Burası dert ortağı olanların, aşk acısı çekenlerin, melankoliğe düşenlerin bir araya geldikleri aynı yaşam içinde saklı yaşamların açığa çıktığı yaşama devam edenlerin yeridir. Ortak görüşlerimizin ortak duygularımızın paylaşıldığı duygusal sözler, ortak kahramanlarımızın yaşadıkları duygusal videolar ve ortak atan kalbimizi notalara döken duygusal müzikler eşliğinde yaşamımızdaki farkındalığı hissetmemize yardımcı olacak kişilerin yeridir. Bizimle aynı kulvarda koşmayan bizi anlayamaz. Bizimle aynı duyguları paylaşıyorsan bizimle kalacaksın demektir. Bizimle koşmak için bizi takip etmen gerekir. O an huzura kavuştuğunu hissedecek, psikolojik mutluluğa erecek ve bizden ayrılamayacaksın demektir.

Burada yaşam kokusu bulacaksın, huzuru bulacaksın, aradığını artık aramayacaksın. Sana cesaret verecek, seni onurlandıracak, seni tekrar yaşama döndürecek yaşamlar bulacaksın. Ve gün gelecek sen de senin gibi olanlara destek olduğunu fark edeceksin. Duygusallığını köküne kadar yaşamış, tecrübeli olmuş ve biriktirdiğin deneyimlerini aktarır olacaksın. Şimdi biz yolu göstereceğiz bayrağı sen devir alacaksın. Saklı yaşamları açığa vurmak adına bizimle geleceğe adım atmaya ne dersin?

Ayrıca, BEYİN VE PSİKOLOJİ İLİŞKİSİ  konulu yazımızı okuyabilirsiniz.