Son güncelleme: 7 Şubat 2020

Kendinize hiç sordunuz mu, endişelenmek beynimizi nasıl etkiler? Stres, anksiyete, kronik yorgunluk, enerji eksikliği ve pesimizm… Tüm bunlar aslında bir çeşit endişelenme biçimidir ve endişelenmek, beynimizi adeta zehirler. Endişelenme yüzünden, sanki bütün duygusal kaynaklarınız tehlike altındaymış gibi hissedersiniz. 

Endişelenmek insan beynini nasıl etkiler konusunu bir kelime ile özetlememiz mümkün olabilir mi acaba? Evet mümkündür. Endişelenmek; zehirlidir. Endişelenmek, her ne kadar vücudun algılamış olduğu bir tehdite karşı deneyimlediği bir duygu olsa da, kişinin duyduğu endişelerin çoğu temelsiz ve hatta ve hatta obsesiftir. Ayrıca, duyduğunuz endişe sizi çok yüksek bir miktarda yorar ve tüm cesaretinizi, enerjinizi, motivasyonunuzu size kaybettirir. Yani kısaca, bizim için değerli olan her bir olguyu endişelenmek yüzünden kaybedebiliriz.

Olumsuz gelişen olaylar karşısında derin bir endişe içinde olmak, o olayın gerçekleşme ihtimalini veya bizim üzerimizde oluşturacağı etkiyi hiçbir şekilde azaltmaz veya gidermez. Eğer kötü veya olumsuz bir şeyden etkilenmemek veya da en az şekilde etkilenmek istiyorsak, bu kötü olaylar için endişelenmek yerine çeşitli tedbirler almalıyız. Psikolojik olarak düşünürsek, her birimizin bileceği bir şey vardır, eğer kötü giden olaylar karşısında derin bir endişe içinde olursanız, içerisinde olduğunuz endişe o endişenin çıkartacağı sonuçlardan daha tehlikeli olabilmektedir. Bu durumun en çok etkilediği kısım ise, hiç şüphesiz ki düşünmemizi sağlayacak beynimizdir. Bunu çok karmaşık ve anlaması zor bir şey olarak algılayabilirsiniz. Ancak durum, gerçekten de böyledir. Endişelenmek, bizi yavaş yavaş zehirleyen tehlikeli bir olumsuzluktur. Derin endişe durumu içerisinde olduğumuzda ise, kendimiz için oldukça olumsuz kararlar alabiliriz ve bu durum da, hayatımız açısından tamamiyle olumsuzdur, negatiftir ve deyim yerindeyse bizi şiddetli bir şekilde mahveder. 

Örneğin, uyku kalitenizin bozuk olduğunu düşünüyor ve yeterli bir uyku kalitesi düzeyine sahip olamadığınızın görüşündeyseniz, bu durum sizin uyku kalitenizi daha çok bozacak ve uyku kalitenizi düzeltmeniz zorlaşacaktır. Aynı şekilde, kendi kendinize yeni bir işe kalkıştığınızda o işi hiçbir zaman yapamayacağınızı ve başaramayacağınızı düşünürseniz, sadece o iş için değil, birçok konuda başarılı olmanız zorlaşır, hatta imkansız hale gelir. Endişelenmek beynimizi nasıl etkiler? Sorusunun olumsuz örnekleri arasındaki belki de bizi kötü yönden en çok etkileyeni de şudur; eğer eşinizin veya sevgilinizin sizi artık sevmediği düşüncesi içerisindeyseniz, bu durum karşısında duyduğunuz şiddetli ve derin endişe durumunu partnerinize de yansıtarak onun üzerinde de olumsuz bir etki oluşturun. Bu sefer, gerçekten de eşinizin veya sevgilinizin sizi sevmeyeceği bir ortam oluşturmuş olursunuz. Yani kısaca, insan başına gelen her türlü olumsuzluğun büyük bir bölümünün oluşum zeminini kendi kendine hazırlar. Yani, insan en çok neyden endişe duyuyor ve endişe duyduğu şeyden de amansızca sakınıyorsa, hiç farkında olmadan o şeyin üzerine doğru yol alır. Dolayısıyla, olumsuzluk çerçevesinde gelişen durumlar ötürü duyduğumuz endişe, beynimizi bu olayların gerçekleşmesinden daha fazla yoracak ve bize daha fazla zarar verecektir. Bu şekilde yaşamak, insani kaynaklarımızı da kötü etkileyecek ve mahvetmeye doğru ilerletecektir. Sonrasında ise, hafızamız bile bizi yarı yolda bırakma adına işlevini yitirebilmekte ve aldığımız kararları olumlu bir şekilde alamayarak kendimizi hiçbir zaman geliştiremeyiz. Vücudumuzun gösterdiği etkiler, gelişen ve gelişmekte olacağını düşündüğümüz olaylar çerçevesindeki yaşam biyolojisi ile ilgilidir. 

Size faydalı olacağını düşündüğümüz HAYATINIZDAN MEMNUN MUSUNUZ? Konu başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.


Bilimsel Anlamda; Endişelenmek Beynimizi Nasıl Etkiler?

Endişelenmek Beynimizi Nasıl Etkiler?

Gelişen veya gelişmekte olduğunu düşündüğümüz olumsuz olaylara endişelenmek, beynimizi tahmin ettiğimizden daha çok yorar ve hatta tahmin ettiğimizden daha çok bir şekilde adeta zehirler. Öyle ki, gelişen veya gelişmekte olduğunu düşündüğümüz olumsuz olaylara endişelenmek, beynimizi tahmin ettiğimizden daha çok yorar ve hatta tahmin ettiğimizden daha çok bir şekilde adeta zehirler görüşü bize ait değildir. Bu görüş, New York Üniversitesindeki Dr. Joseph LeDoux ve onun gibi diğer nörobilimcilere ait görüşlerdir. Bu sonucu, ortalama insan nüfusu ve ortalama insan nüfusunun ortalama insan psikoloji üzerinden değerlendirecek olursak, insanlar herhangi bir şey ile ilgili doğru biçimde endişelenmeyi becerememekte ve gelişen veya gelişmekte olduğunu düşündüğü olaylara yanlış bir biçimde endişelenerek kendisini daha çok heba etmektedir. Ancak bazı insanlar, gelişmekte olan veya gelişmekte olduğunu düşündüğü tüm olumsuz durumlara karşı büyük bir endişe içerisine girmektedir ve yine bu insanlar panik yapma ve her şeyi büyüme gibi eğilimlerin ilgi çekici olduğunu düşünmektedir. 

Tam da bu noktada kendinize şu soruyu tekrar ve tekrar sorun; bilimsel anlamda; endişelenmek beynimizi nasıl etkiler? İnsan beyni, ilk önce endişelenmeyi tercih ederek başta kendisi olmak üzere ondan sonra da tüm vücudu olumsuz etkilemektedir. Daha sonrasında ise, tüm bu olumsuzluk insan vücudunun her bir bölümüne yayıldığında, beyin tüm bunlardan sonra kendisini düşmeye verir. Çünkü, insan vücudu bu şekilde programlanmış bir sistematik ile çalışır. Vücudumuzun bu şekilde işleyişi, bizleri adeta olumsuz duygu ve davranışlara iten bir etken gibidir. Bu etkilerin salgılanmasındaki en büyük etken ise, bilimin verdiği isim ile, dopmain denen nörotransmitterdir. Dopmain denen nörotransmitter, duygularımız içerisine sürekli olarak salgılanır ve beynimizde derin bir şekilde anksiyete ve derin endişe yaratır. Daha sonrasında ise limbik sistem, zihinsel yapılarımızı olumsuz yönde etkiler ve onlara ciddi bir şekilde zarar verir. 

Size faydalı olacağını düşündüğümüz HAYAT KISA KUŞLAR UÇUYOR Konu başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.


Biliyor Muydunuz; Aşırı Endişelenmek Psikolojik Acı Yaşamanıza Yol Açar

Endişelenmek Beynimizi Nasıl Etkiler?

Bu hiperstimülasyon durumu serebral korteksinizi etkiler ve onun aktivitesini düşürür. Sonrasında, her şeyi kaotik ve dengesiz bir şekilde algılamaya başlarsınız.

Endişelenmek beynimizi nasıl etkiler? Veya da başka bir soru ile, psikolojik acı, bu iki kelime sizde neyi çağrıştırıyor? Psikolojik acı çekmek, tıpkı fiziksel acı çekmek gibi insanı sınırlandırır ve adeta bir köşeye hapseden. Yani psikolojik acının tabiri olarak duruma göre; gelişen negatif olaylar esnasında veya gelişen negatif olaylar sonrasında duyulan sıkıntı, gelişen negatif olaylar esnasında veya gelişen negatif olaylar sonrasında duyulan yorgunluk, gelişen negatif olaylar esnasında veya gelişen negatif olaylar sonrasında duyulan negatiflik ve gelişen negatif olaylar esnasında veya gelişen negatif olaylar sonrasında duyulan cesaretsizlik olabilir. Burada özellikle neye dikkat çektik, “gelişen negatif olaylar esnasında veya gelişen negatif olaylar sonrasında duyulan” cümlesine öyle değil mi? Çünkü fark ederseniz ki, yaşadığımız her olumsuzluk gelişen negatif olaylar esnasında veya gelişen negatif olaylar sonrasında oluşmaktadır. Sonrasında da, algıladığım her şey zihnimizde birer tehdite dönüşür. Her şeyi tehdit olarak algılar ve her şeyden bir nebze daha soğuruz. Etrafımızdaki kişilere karşı duyduğumuz güven ölçüsü, sırf endişe içinde olduğumuz tüm durumlar yüzünden bir anda düşmektedir. Bu duruma bilim alanında hiperstimülasyon denir ve bu hiperstimülasyon durumu, serebral konteksinimizi etkileyerek, etkilediği konteksinimizin aktivasyonunu çok büyük bir ölçüde düşürür, yani bize zarar verir. Sonrasında ise, hayatımızda gelişen her şeye farklı ve olumsuz bir bakış açısı ile bakmaya başlarız. Çünkü, psikolojik algılarımız, direkt olarak beynimize etki eder ve bu durum da, gelişen veya gelişmiş olayları kendi zihnimizce tamamen olumsuz hale getirmemize neden olur. Kendimize ilk başta sormuştuk, endişelenmek beynimizi nasıl etkiler? diye. Evet, görüldüğü üzre de, yaşadığımız endişeler beynimizi çok büyük bir anlamda etkilemektedir. Ve bu etkileme tamamiyle derin bir olumsuzluğun sonucu olmakla beraber, bizleri içten içe zehirlemektedir. 

Düşüncelerimizi bir türlü dengeleyemeyiz ve sürekli olarak kaotik ve de dengesi bir yaşam süreriz. Bununla beraber acı da yaşarız. Elbet size de olmuştur, gelişen veye gelişmekte olan negatif olaylar karşısında endişelendiğiniz durumlar. Elbet size de olmuştur, gelişen veya gelişmekte olan olumsuz olaylar karşısında endişelenmek pahasına kendinizi üzmek ve yıpratmak. Ancak size tam da bu noktada bir soru sormak isteriz. Çünkü, endişelenmek direkt olarak beynimizi etkiler, beynimizin etkilenmesi direkt olarak vücudumuzu ve diğer tüm organlarımızı etkiler. Sorumuz şu, gayet basit ve anlaşışı; gelişmiş veya gelişmekte olan olumsuz olaylara karşı derin bir endişe içerisinde olmak ve kendinizi üzmek, neyi değiştirdi? Üzüldüğünüz ve endişe duyduğunuz olumsuz şeylerden sizi kurtardı mı? Veya içte içe duyduğunuz endişe, yaşadığınız olumsuz olayların şiddetini azaltmaya yetti mi? Eminiz ki, tüm bunların cevabı koca bir hayır! Fakat, neden endişelenerek kendimizi mahvetmeyi seçiyoruz ki, neden şu kısacık ömrümüzü kendimizi mutlu etmek adına yaşamıyoruz de sürekli kendimizi üzecek girişimlerde bulunmayı tercih ediyoruz? Britanyalı politikacı Winston Churchill’in endişe hakkında söylediği ve bizlerin de kesinlikle bilmesi ve unutmaması gereken bir sözlü vardır; “Geri dönüp tüm bu endişelere baktığımda, ölüm döşeğinde hayatında bir sürü sıkıntı var olduğunu ama bunların çoğunun gerçekleşmediğini söyleyen yaşlı adamla ilgili hikayeyi hatırlıyorum.” Endişe hakkında söylenmiş ve hayatımıza bu konuda yön verecek bazı önemli sözler ise şu şekildedir;

  • Ben, gelecek inin hiçbir şekilde endişe duymadım. O zaten yeterinde hızlı bir şekilde geliyor. -Albert Einstein
  • Dünün üzüntüleri ve yarının endişeleri ile donanmış bir kalpten, bugün için hiçbir şey bekleme. -Hannah Arendty
  • Endişe ve kaygılarımızın çoğu, başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüklerini dert etmemizden kaynaklanır. En kısa sürede, bu dikeni bedenimizden çıkarmalıyız. -Schopenhaeur
  • Düzenim bozulur ve hayatım alt üst olur diye gelecekten endişe etme. Nereden bilirsin, hayatın altının üstünden daha iyi olmadığını? -Şems-i Tebrizi
  • Endişe, edilen negatif bir duadan başka hiçbir şey değildir. -Darel Rutherford

Size faydalı olacağını düşündüğümüz İLETİŞİMDE ETKİLİ BEDEN DİLİ Konu başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.


Aşırı Endişelenmek Beyninizi Etkilediğinde Bilişsel Süreçleriniz Başarısız Olur

Hiç düşündünüz mü, endişelenmek beynimizi nasıl etkiler adlı konumuzun en son alt başlığı olan “Aşırı endişelenmek beyninizi etkilediğinde bilişsel süreçleriniz başarısız olur” başlığı içerisinde yer alan “bilişsel süreç” derken tam olarak ne ve neyi demeye çalışıyoruz? Yani bu söz bize demek istiyor ki, sürekli olarak endişe duymak ve beynimizin de süreki olarak endişelenme durumumuzdan ne şekilde etkilendiğini ölçmek istiyorsak, şu maddelere özellikle dikkat etmeliyiz;

  • Hafızanızda kurguladığımız ve ne yaparsak yapalım içerisinden bir türlü çıkamadığımız derin problemler.
  • Konsantre olmamız gereken önemli durumlarda, konsantrasyonumuzu sağlamamıza engel olan problemler.
  • Karar vermemiz gereken önemli anlamda, karar vermemizi zorlaştıran veya karar vermemize sürekli olarak engel olan problemler.
  • Karşımızdaki ile kurduğumuz iletişimi, sosyal medya üzerinden tarafımıza gelen mesajlar ve benzeri şeyleri anlamakta zorlanma vb durumu.

Size faydalı olacağını düşündüğümüz HAYATINIZDAN MEMNUN MUSUNUZ? Konu başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.