Son güncelleme: 7 Şubat 2020

Hiç düşündünüz mü, bazı insanlar neden böyle? Bazı insanların inancı neden bu kadar batıl? İnsanlar neden somut kanıtları göz ardı ederek, soyut kavramlar üzerinde hayatı ve olayları anlamlandırmaya çalışıyorlar? Örneğin, yıldız fallarına neden bu kadar düşkünler? İnsan beyni şu şekilde programlanmıştır; uyarıcıları, deneyimleri, tecrübeleri, duyguları, ve hükmetmeyi hem kendisi oluşturur hem de bu durumu kabul eder. İnsan beyni, geçmiş günler ve yaşanmış olaylar sonucunda psikolojik gerçekliklerini geliştirir ve kendisine sağlam bir temel oluşturur. Genel tabir ile, gerek iş hayatımızda, gerekse de diğer sosyal çevre hayatımızda bize doğru yolu göstermesi adına beynimizin bizi yönlendirdiği anlayışın temelinde ilerlemeliyiz. Çünkü, “Beynimiz için tutarlı bir hikaye gerçek bir hikayeden iyidir.” Ancak, bir çoğumuzun veya da zaman zaman hepimizin, o mükemmel diyebileceğimiz derece tasarlanan beyni, yanlış düşünceler ve yanlış kararlar içerisine girebilmekte ve bu nedenle de bazı hataları yapabilmektedir. Yapılan bu hataların nedeni ise, bazen gereğinden fazla güvenmek, bazen de gereğinden fazla güven eksikliği duymaktır. Algılarımızla yaptığımız hataları bir türlü kavrayamadığımız için, maalesef ki bu hataları yapmaya ya devam edeceğiz, ya da bu hatalarımızı ders çıkarabileceğimiz bir unsur olarak görüp kendimizi olgunlaştıracağız. Yapılan tüm hataların, duyulan her şüphenin temelinde ise önyargılar yatar. En yaygın psikolojik önyargılar, bize çoğu zaman zarar vermektedir. 

Ön yargıları parçalamak ve yok etmek de oldukça zordur. Öyle ki bu konuyla ilgili, “Ön yargıları yok etmek, atomun çekirdeğini yok etmekten zordur” demiş dünyaca ünlü teorik fizikçi Albert Einstein… Biz de, ön yargılar nelerdir, en yaygın psikolojik önyargılar arasında hangileri vardır bu araştırdık. İşte, ön yargı türleri. 


Sezgisel ve Bilişsel Önyargılar

En Yaygın Psikolojik Önyargılar

Önyargıların mantığı, kendi kafasında bir düşünce oluşturmak ve o düşünceden yana olan belli bir tarafı tutmaktır. Önyargılı olan kişi, gerçekleri aldatıcı, çarpık ve yanlış bir biçimde yorumlar. Aslında yanlış olan gerçekler, önyargı sahibi kişinin zihninde sanki gerçekmiş gibi canlanır ve o kişi bunun doğru olduğunu düşünür. Önyargı sahibi kişi, tüm bunları yaparken doğruluğu kesin olmayan tek bir bilgiye dayanır ve diğer tüm bilgileri gerçek olsa dahi göz ardı eder. Sezgisel önyargılar, biz bunlara zihinsel kısa yollar da diyebiliriz, günlük hayatımıza rutin olarak devam edebilmemiz için kesinlikle gerekli bir olgudur ancak aynı zamanda sezgisel önyargı denen bu olgunun yanlış olma ihtimali de vardır. Sezgisel önyargıdaki mantık, insanın beş duyusuyla bile algıladığı tüm bilgileri kabul etmek istemediğine veya kabullenmeye hazır olmadığıdır. Daha sonrasında ise önyargı sahibi kişi, düşünce yapısının ve davranışlarının yanlış olduğu kanaatine varır, yani önyargı yaptığını fark eder. Daha sonrasında ise, gerçek bilgiye erişmek ister. Bu doğrultuda gerçek bilgiyi düzenleme, analiz etme ve bütünleştirme gibi işlemlerden, yani zihninden geçirir. Tüm bu süreç ise kişinin zihinsel kaynaklarını büyük anlamda tüketebilmektedir. 

Ünlü psikolog Daniel Kahneman sezgisel ve bilişsel önyargılar hakkında şu sözü söylemiştir, “Karmaşık düşünce, çaba gerektirir ve iki yoldan birini seçmemiz gerektiğinde beynimiz genelde kolay olanı seçecektir. Zihinsel çaba, enerji harcamak anlamına gelir ve beyin tutumlu davranma eğilimindedir.”

Demek istiyor ki, insan zihni bu kısayolları kullanarak kendini çok çalışmaktan kurtarmaktadır. Bu beynimizin kullandığı klasik bir stratejidir ve bu strateji esnasında illaki deneme – yanılma evreleri de geçireceğiz.

Psikoloji dünyası, bu tip olaylar hakkında çeşitli deney ve gözlem çalışmaları yürüterek bu sürecin işleyişini uzman ekiplerce detaylı bir şekilde araştırmıştır. Amaç, en yaygın psikolojik önyargılar hakkında bilgi toplamaktı. Son zamanlarda ise bilim adamlarının psikolojik önyargılar üzerinde yürüttüğü deney ve gözlem çalışmaları sonuç verdi ve insan zihninde bazı psikolojik önyargı bulgularına rastlanıldı. Sonuç olarak, psikolojik önyargılar var ve kişinin zihinsel yapısı ve psikolojik durumuna göre de değişkenlik göstermekte. İşte, yapılan araştırmalar sonucunda keşfedilen psikolojik önyargı çeşitleri;


Tasdik Önyargısı

En Yaygın Psikolojik Önyargılar

En yaygın psikolojik önyargılar arasında olan tasdik önyargı, insanın kendi fikir ve düşünceleri ön planda tutmasındır. Doğru veya yanlış olması fark etmeksizin insan, kişisel beklentilerine uygun olan ve kendi fikirleriyle örtüşen bilgileri seçerek kabullenir. Bu nedenle kişi, gerçeği göz ardı etmeyi göze alarak önyargıda bulunmuş olur. Söz konusu duyguları olduğu için de bu durumdan fazlasıyla etkilenebilir. Tasdik önyargısının insan için faydalı olduğu durumlar ise, emel ihtiyaçlarını koruması gerektiği anlarda bu önyargıyı kullanmasıdır. 


Kendini Haklı Çıkarma Önyargısı

En Yaygın Psikolojik Önyargılar

En yaygın psikolojik önyargılar arasında olan ve çoğu insanda mutlaka bulunan bir önyargı çeşididir, kendini haklı çıkarma önyargısı. Çünkü insanlar bir türlü haksız olduklarını kabul etmek istemiyorlar ve bu durum kişiler arası kaos ortamı oluşturuyor. İnsanlar bazen, açıklaması çok zor olan kararlar almak zorunda olurlar, kalırlar veya bu durum altında bırakılabilirler. Beyin fonksiyonları bu durum karşısında gereğinden fazla düşünmekten, hata yapma korkusundan ve hata yapılma durumunda ise kendini aşırı suçlamaktan dolayı olumsuz bir biçimde etkilenir. Çünkü, insanın kendini haklı çıkarmak için kullandığı nedenler dışardan bakıldığında her ne kadar saçma sapan bile gözükse, bu nedenleri kullanan kişiye mantıklı geldiği için kişi bundan asla vazgeçmeyecektir. 


Geçmişe Yönelik Önyargı

En Yaygın Psikolojik Önyargılar

Aslında bu durum çoğu kişinin başına gelmiştir. Örneğin, aşkınızı itiraf ettiğiniz ve sizinle aynı duyguları da o kişiden bekleyerek aşkınıza karşılık aradığınız durumlarda, sırf o kişinin geçmiş ve olumsuzlukla sonuçlanmış aşk deneyimi yüzünden red cevabı almış olabilirsiniz. Bu duruma, kurunun yanında yaşın da yanması olayı diyebiliriz. İşte bu, geçmişe yönelik önyargıdır. Bunu biz de yaşayabiliriz bazen, karşımızdaki kişiye sırf geçmiş tecrübelerimiz yüzünden red cevabı verebiliriz. Aslında, en yaygın psikolojik önyargılar arasında olan geçmişe yönelik önyargı duyma hissi, bazen de olumlu sonuçlar doğurabilir bizim için. Belki geçmişte kötü bir deneyim yaşamışızdır ve sırf şimdiki kişiye ön yargılı yaklaşıp red cevabı verdik diye aynı olayın tekrar yaşanmasını da önlemişizdir belki de. Tabi, sırf geçmişte yaşanan kötü bir olay yüzünden, aynı olumsuzluğu tekrar yaşarım diye şimdiki kişiyi de reddetmek çok uzun yıllar sürecek mutlu ve huzurlu bir hayatı da başlamadan bitirmemize neden olabilir. Geçmişe yönelik önyargılarını yenerek yeni süreçlere ve yeni kişilere kapı açmak da sizin elinizde, geçmişe yönelik önyargılar yüzünden kişilere ve olaylara tüm kapılarınızı kapatmak da yine sizin elinizde. 


Batık Gemi Önyargısı

En yaygın psikolojik önyargılar arasındaki bir diğer önyargı da batık gemi diye tabir edilen önyargı çeşididir. İnsan bir şeyi hayal eder ve bu hayaline parasını, zamanını, tüm gücünü, çabasını ve umutlarını yatırır. Ancak daha sonra bu hayalinden vazgeçtiğinde, veya bir zamanlar hayalini kurarak uyuduğu şeyleri artık tamamen bırakma gayreti içindeyse işte o zaman batık gemi önyargısı içine girmiş olur. Çünkü bir zamanlar hayalini kurduğu şeyden ilk vazgeçiş, insanın tüm umudunu ve inancını bir anda içinden adeta söker alır. Haliyle de, hayallerinden ve umudundan arındırılmış bir insan çıkar ortaya. İnsan bu süreçten sonra yeni bir hayal kuramaz hale gelir veya aynı hayali tekrardan kuramayacağı hissine kapılmış olabilir. Çünkü bir kez denedikten ve başarısız olduktan sonra tüm uğraşların da yine başarısızlıkla sonuçlanacağına inanır. Kısacası, batık gemi önyargısı içine düşer. Yani batık gemi önyargısı, bir anlamda da insanın kendi kendine ön yargı ile yaklaşması da diyebiliriz. 


İhtimaller Çerçevesinde Gelişen Önyargı

İhtimaller çerçevesinde gelişen önyargıda ise, şans oyunları örneğini verebiliriz. Bazı kişiler, şans oyunlarında oynadıkları bazı rakamların kendilerine şans ve talih getirdiğine inanırlar. Şans oyunlarını genel olarak kendilerine şans getirdiğini düşündüğü numaralar üzerinden oynayan kişiler, bu numaraları oynadıktan sonra kaybetmiş olsalar bile, numaranın getirdiği şansa inanmaya devam ederler. Şans oyunları oynayan diğer insanlar ise, bazı rakamların kendilerine tamamen uğursuzluk getirdiğine inanır ve o rakamları asla oynamamaya özen gösterir. İhtimaller çerçevesinde gelişen önyargılar işte, o kişi belki de kendisine uğursuz geldiği gerekçesi ile oynamadığı rakamları oynamış olsa, şans oyunlarından yüklü bir miktar para kazanmış olacaktı. Bilim adamlarının psikolojik önyargılar hakkında yaptıkları araştırma sonucunda keşfettikleri, ihtimaller çerçevesinde gelişen önyargı hakkında şu sonuca varabiliriz: İnsanlar sadece birbirlerine önyargı ile yaklaşmazlar. Hatta önyargılarını sadece canlılarla sınırlı tutmazlar. İhtimaller çerçevesinde gelişen önyargı ile de bunu görüyoruz ki, insanlar rakamlara bile ön yargı ile yaklaşabiliyorlar. 


Karşılıklılık Kuralı İle Gelişen Önyargı

İnsanın, sırf kendisiyle aynı görüşte olmadığı veya karşı grup içerisinde yer alıyor diye bir insana duyduğu önyargıdır, karşılıklılık kuralı gelişen önyargı. Sosyal çevremiz dahilinde olmayan veya bize rakip olan belli bir grubun üyesi durumundaki bireylerin davranışı hakkındaki görüşlerimiz, “farklı” bir gruba dahil kişiler hakkındaki görüşlerimize göre daha olumlu olabilir. Belki de, sırf bizimle aynı grupta değil diye önyargı duyduğumuz kişiler bizden daha insancıl olabilirler. Karşılıklılık kuralı ile gelişen önyargı biçimini zihnimizden atmak için, her insana, her gruba ve her düşünceye saygılı bir birey olmaya çalışmamız gerekmektedir. Çünkü, bir insanın hiçbir şekilde tanımadan, sırf onun yaşam ve inanç biçimi yüzünden ona önyargı ile yaklaşmak, hiç şüphesiz ki en tehlikeli önyargı biçimidir.

En yaygın psikolojik önyargılar konulu yazımızda belirttiğimiz önyargı çeşitlerinden hiçbiri size uymuyorsa, daha farklı bir önyargı kategorisine dahil olabilirsiniz. Önyargılar dahilinde, kör olma kategorisinde olabilirsiniz. Önyargılar dahilinde kör olmak şu şekilde açıklanabilir; Eğer bir kişi, başkalarının hatalarını mutlaka görüyor ancak kendi hatalarının hiçbir şekilde farkına varamıyorsa o kişi önyargılar konusunda kör konumdadır. Ayrıca şunu kabullenmeliyiz ki; zihnimizde oluşan ve dışa vurduğumuz psikolojik önyargılar ile sezgisel eğilimler, bizi günden güne acı dolu bir hayatın içine itmektedir. Ancak şu da bir gerçektir ki, zihnimizde canlanan ve dışa vurduğumuz psikolojik önyargılar ile sezgisel eğilimler, bizi her ne kadar acı bir yola sürüklese de hayatımızın dengeli işlemesi açısından da oldukça faydalı ve oldukça da gerekli olgulardır. 

Dünyaca ünlü Norveçli yazar Jostein Gaarder bu konu hakkında der ki, “Beynimiz anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı bile yine de onu anlayamayacak kadar aptal olurduk.” Yani insan her zaman önyargılı olur, önyargı insanın doğasında vardır ve bize zararı da dokunacaktır faydası da… Bizim amacımız, önyargılarımızı olabildiğince kontrol altına almak ve önyargılar tarafından uğradığımız zararı en az seviyeye indirmektir. Çünkü ön yargılarımız yüzünden zarar etmek de, önyargılarımızdan faydalanmak da bizim elimizdedir. 

Ayrıca, OLUMLU DÜŞÜNMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.