Son güncelleme: 8 Şubat 2020

Hiç başınıza geldi mi, kendinizi başkasına adadığınız, sürekli onu sevmek ve kendinizi onda bulmakla meşgul olduğunuz bir ilişki, bir aşk hayatı? Elbette hepimiz olmasa da, bazılarımız bu talihsiz durumu yaşamıştır hayatında. Her şey başta çok güzel bir şekilde ilerlerken, daha sonraları bazı şeyleri sorguladığımızda, o şeylerin bizim açımızdan hiç de uygun olmadığını fark ederiz. Tam da bu noktadaki asıl problem şurdadır; bir ilişkiye başlamadan önce ya kendimizi bu konuda tam olarak tanıyamıyoruz, ya da sevmeyi ve aşık olmayı istediğimiz kişiyi tam olarak tanımadan böyle bir şeye kalkışıyoruz. Aslında hepimiz, gerçekten sevmeyi ve sevilmeyi hakediyoruz. Ancak nedense, kendimizi çoğu zaman bize hiç de iyi gelmeyecek ilişkiler içerisinde bulabiliyoruz. Ancak sevgi ve aşk konusunda çok da aceleci davranmayıp, bizi gerçekten de sevebilecek ve bizim de gerçekten sevip aşık olabileceğimiz kişiler ile birlikte olmalıyız. 

Az önce söyledik, bir kez daha söyleyelim; her insan gerçekten sevmeyi ve sevilmeyi hak eder. Her insanda kalp, duygu, sevgi ve aşk vardır. Yine her insan, aşık olmak ve birisine hayat arkadaşı olmak için idealist seviyededir. Hatta bu sadece insanlar için değil, hayvanlar da kendilerine eş edinirler. Ancak, bizim olayımız onlardan çok daha farklı bir boyutta işlemektedir. 


Gerçekten Sevmeyi ve Sevilmeyi Hakediyoruz Ancak Birbirimizi Tanımıyoruz

Gerçekten Sevmeyi ve Sevilmeyi Hakediyoruz

Evet, doğru! hepimiz gerçekten sevmeyi ve sevilmeyi hakediyoruz ancak buna birbirimizi tam olarak tanımadan, birbirimizi sevdiğimizden ve içimizdeki hislerden tam olarak emin olmadan kalkışıyoruz.Gerçek anlamda mutlu olmak, mutluluğu istediğimiz gibi yaşamak ve hayata gözlerimizi yumduğumuz ana kadar içimizdeki aşkı yaşatmak için, birbirimizi tanımamız ve kendimizden emin olduktan sonra aşk hayatına başlamamız gerekmektedir. Tabi, birbirimizi tanımak derken %100 bir tanımadan bahsedemeyiz. Zaten insan kendisini bile %100 oranında tanımayan, kalmış ki birbirimizi asıl tanımamız genelde evlilikten sonra olur. Burada bahsettiğimiz tanıma, kişinin aşık olmak istediği kişide kendisini bulup, bulamayacağıdır. İlk önce bunu ölçmeli ve ona göre sevip sevmeyeceğimize karar vermeliyiz. Tabi yine bu konuda da dikkatli olmamız gereken önemli durumlar vardır.


Karşımızdaki Kişiyi Doğru Tespit Etmeliyiz

Gerçekten Sevmeyi ve Sevilmeyi Hakediyoruz

Her ne kadar karşımızdaki kişiyi tanımak önemli ise, o kişiyi doğru bir şekilde analiz ederek tanımak da bir o kadar önemlidir. O kişiyi yaptığımız analizler sonucunda, onda olmayan bir özelliği onda varmış gibi algılarsak eder, onu iyi tanıyamamışız demektir. Bu da, yaşadığımız ilişkinin klişe bir şekilde, ilk başlarda her şey çok iyi, sonrasında ise her şeyin bir anda dağıldığı bir boyuta ulaşmasına neden olur. Kaşımızdakini doğru bir şekilde analize etmeli ve iyi tanımalıyız, ancak tam da bu noktada bunlardan daha önemli bir konuyu da atlamamak gerekir. İlk önce kendimizi tanımalıyız!

Kendimizi tanımalıyız önce, sessiz ve tenha bir yerde kendimize sorular sormalıyız; ben neyi istiyorum, bence ben kime aşık olmayı denemeliyim, aşık olacağım kişide hangi özellikler olmalı, acaba aşık olacağım kişinin benden beklentileri neler olur şeklindeki soruları kendimize yöneltmeli ve kendimizi bu konuda da iyi bir şekilde tanımaya çalışmalıyız. Kendimize sorular sorarak kendimizi bu konuda çok büyük ölçüde tanımayabileceğimiz gibi, aynı zamanda kendimizi bir anlamda da bu konuda değiştirebiliriz. Yani kendimize iyi ve sağlam temelleri olan bir ilişkiye hazır hale getirmek için var gücümüzle çalışabiliriz. En sonunda ne mi olur? Hayat boyu sürecek olan, içimizde hep bir kıpır kıpır mutluluk oluşturacak bir ilişkiye, bir aşka merhaba deriz. İlk başta da dediğimiz gibi; hepimiz, gerçekten de seveyi ve sevilmeyi hakediyoruz. Yeter ki, hem kendimizi hem de karşımızdaki kişiyi iyi bir şekilde tanımaya çalışalım.  

Aksi taktirde, kendimizi ve karşımızdakini hiç tanımadan kalkıştığımız ilişkiyi kalbimiz ile kabul ettiğimizi sansak bile, aklımızca asla kabul etmeyiz. Aklımızın kabul etmediği her ne olursa olsun bize ciddi zararlar verir. Gerçekten de uyumlu ve birbirini tanıyarak ilişki yaşayanlar ise, aşadıkları aşkı önce akılları ile sonra da kalpleri ile kabul eden kişilerdir. Dünyaca ünlü roman yazarı Stephen Chbosky’nin de dediği gibi, “Hak ettiğimizi düşündüğümüz aşkı kabul ederiz.”

“Ayrıca, PSİKOLOJİ OKUMAK İÇİN 5 NEDEN başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.”