Son güncelleme: 7 Şubat 2020

Melankolik Yaşam olarak, çok farklı bir konu ile karşınızdayız. Kadınlara öğretilmesi gereken şeyler başlıklı konumuz ile sizce neyi kastediyor olabiliriz? Dilerseniz, yazıyı okumadan önce bunu zihninizde önce bir canlandırın ve ondan sonra okumaya devam edin. Malumunuz, ülkemiz öyle bir psikoloji ve öyle bir düşüncenin içerisine girmiş bulunmaktadır ki, kadın hakları yavaş yavaş gasp edilmekte ve cinsiyet ayrımcılığı git gide artmaktadır. Oysa ki Türkiye, kadın erkek eşitliğini konusunda büyük adımlar atmış ve ülkenin kurucu önderleri, kadınlara çok önemli hakları layık görmüştür. Peki, ortalama 1920’li yıllarda verilen bu haklar ile beraber kadının hak ettiği değer ortaya çıkarken, nasıl oluyor da 2020’li yıllar civarında kadın hakları git gide gasp edilmeye çalışılıyor. Bu şu demek değil midir, 1920’den 2020’ye doğru 100 yıl geriye gitmişiz!

Fark ettiyseniz konu başlığı ile ilk paragrafımız birbiri ile pek örtüşmedi. Çünkü, biraz ilgi çekici bir başlı kullanmak istedik ki, insanlar yönelsin ve en azından bu yazıyı daha geniş bir kitleye ulaştırabilelim. Bu ve bunun gibi yazıların bize, topluma ve insanlığa elbet de faydası olacaktır. Çünkü insanlar, hayatı tamamen ayrımcılık üzerine yaşamaya alıştılar, daha doğrusu alıştırıldılar. Daha bebek dünyaya gelmeden, cinsiyeti ne olsun sence diye soru yöneltenler oluyor birbirine. Bazıları da, gayet samimiyetsiz bir şekilde “sağlıklı olsun da, cinsiyeti önemli değil” diyebiliyor. Bunu gerçekten, gönülden diyenler de var elbet. Ancak bizim söylemimiz, daha çocuk doğmadan cinsiyet ayrımcılığı ile o çocuğu dünyaya getirenleredir. Genel olarak dünyadan bahsetmeyeceğiz bu yazımızda, her koyun kendi bacağından asılır misali diye, sadece kendi ülkemiz üzerinden çıkarımlar yapacağız. 


Kadınlara Öğretilmesi Gereken Şeyler Nelerdir?

Kadınlara Öğretilmesi Gereken Şeyler

Evet, şimdi de yazı başlığı ile alakalı olan kısma gelelim, kadınlara öğretilmesi gereken şeyler nelerdir? Evet, her ne kadar kadın hakları üzerine gündem oluştursak, kadın haklarını savunsak da kadınlara öğretilmesi gereken şeyler de vardır elbette öyle değil mi? Şimdi, kadınlara öğretilmesi gereken şeyleri şu şekilde maddelendirelim;

  • Her zaman, her yerde ve her daim kendin ol
  • Her daim gerçeği, her daim doğruyu savun
  • Sadece insanlara değil, tüm varlıklara ve kendine saygılı ol
  • Edep çok önemlidir, edebini sakın ha kaybetme
  • Sadece toplum içerisinde değil, kendinle konuşurken bile aklını kullan
  • Kimsenin emri ve boyundurluğu altında yaşama, kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalış
  • Dilenme, gayret et
  • Aklının ermediği şeyi eyleme dönüştürme
  • Bilmiyorsan sus, gereksiz yere konuşma
  • Hiçbir şeyi, haddini aşarcasına yapma
  • Çok fazla yüksek sesle de konuşma, hiç kimse seni dinlemek zorunda değil
  • Lütfen biraz kibar olmayı dene, kabaca hareketlerin insanları kırabilir
  • Konuşmalarına dikkat et, gerekmedikçe de konuşma. Unutma ki, söz gümüşse sükut altındır

İşte, kadınlara öğretilmesi gereken şeyler bunlar. Daha birçok şey var ama listeyi daha fazla uzatmamak adına bunlarla sınırlandırdık. Tabi kadın olmak da zor öyle değil mi? Tüm bunları yerine getireceksin ki, erkekler memnun olsun ve onların gözünde iyi bir kadın ol. Yoksa hakaret ederler, sonra sözlü tacize dönüşür sonra fiziksel şiddet derken olaylar iyice artar ve en sonunda da darp etme ve aşırı şiddete dönüşecek. Maalesef ki bu tip olumsuz vakalar toplumumuzda, özellikle de son zamanlarda çok sık bir şekilde görülmeye ve yaşanmaya başlandı. Şimdi de biraz daha insancıl düşünelim ve konuya genel bir toparlama getirelim. Az önce, kadınlara öğretilmesi gereken şeyler olarak sıraladığımız listeye tekrar göz atmanızı rica ediyoruz. O listeye şöyle bir güncelleme yapabilir miyiz, “insanlara öğretilmesi gereken şeyler” diye? Aslında böyle bir güncelleme yapmaktan ziyade, konu başlığının direkt olarak insanlara öğretilmesi gereken şeyler olarak yazılması gerekirdi. Bu listede bahsettiğimiz maddeleri, eşimize, dostumuza, yakınlarımıza, ailemize, çocuklarımıza ve hatta büyüklerimize aşılamalıyız. Saygı! Sevgi! Hoşgörü! Size bunlar sadece kadınlarda olması gereken özellikler mi? Bazen, bazı kişiler kadınlara tam olarak şu cümleyi de kullanmaktadır, “kadın çok fazla yüksek sesle konuşmaz, ayıptır!”. Bu ne kadar da çirkin bir söylem, ne kadar da yanlış ve buram buram ayrımcılık kokan bir söylem. Kadın değil, herhangi bir insan, zaten gerekmedikçe yüksek sesle konuşmamalı. Bu, sadece kadınlara ayıp olan bir davranış biçimi değil, yapıldığı taktirde tüm insanlığa ayıp olacak bir davranış biçimidir. Bu yazıyı yazan bir erkek olarak, kadınların yaşam standartlarını kısıtlamayı ve yaşam haklarını gasp etmeyi sonlandırdığımızda, dünyanın daha güzel ve daha yaşanılası bir yer olacağına inanıyorum. Şimdi, yazımıza yine bu doğrultudaki konularla devam edelim…


Kadın Herkesin İçinde Kahkaha Atmayacak!

Kadınlara Öğretilmesi Gereken Şeyler

Doktorlar der ki; gülmek, insan psikolojisini otomatik olarak düzeltme görevi üstlendiği için insanın gülmesi, kendi sağlığı açsından oldukça önemlidir derler. Hatta gülmek o denli etkili ve faydalıdır ki, moraliniz bozukken yalandan gülseniz bile, beyniniz bunu olumlu bir şekilde algılayacak ve sizin o sahte gülüşleriniz bile psikolojinizi oldukça olumlu yönde etkileyecektir. Yani biz diyebiliriz ki, yaşadığımız her türlü sıkıntı, üzüntü, keder, psikolojik sıkıntılar vs birer hastalıktır. Gülmek ise, bu hastalılara çare olan, çok kıymetli bir ilaçtır adeta. Hele ki içten içten kahkaha atmak, doya doya gülmek… Az önce bahsettiğimiz tüm bu hastalıkları adeta söker atar. Gülmek haktır, gülmek nimettir, gülmek yaşam hakkıdır. 

Ancak, gelelim görelim ki, bazı kişiler şunu diyebiliyor; kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak. Peki ya neden? O bahsettiğiniz kadın veya kadınlar neden herkesin içinde kahkaha atamaz? Hiç kimse üzgün olduğu zamanlarda, hiç kimse ağlamaklı olduğu zamanlarda, hiç kimse sinirli olduğu zamanlarda ve hiç kimse şaşkın olduğu zamanlarda kahkaha atmaz. Kahkaha atmak, çok mutlu ve çok komik anlarda olan bir şeydir. Yani, kadın herkesin içinde mutlu olamaz mı, kadın herkesin içinde komik bir ana şahit olamaz mı? Bu söz şu yönden ufak bir doğruluk payına da sahiptir aslında. Kadın herkesin içinde, haddinden fazla kahkaha atamaz. Kadın olduğu için değil, hem kendisinin hem de içinde bulunduğu toplumun “insan” olduğu için. Çünkü, kadın kahkaha attığı vakit o ortamdaki diğer insanlar bundan rahatsız olabilir, aynı şekilde de bir erkek kahkaha attığında, yine o toplumdaki kişiler bundan rahatsız olabilir. Ancak gülmekten değil, kahkaha esnasında çıkan sesten rahatsız olurlar, çünkü bir başkasının gülüşüne karşı olacak kadar insanlığını yitirmiş kişilere eleştiri yapmak bile gereksizdir…

Bu cümleyi de şu şekilde toparlayalım, cinsiyet fark etmeksizin insan, içerisinde bulunduğu toplumda haddini aşacak şekilde kahkaha atmamalıdır, çünkü diğer insanlar rahatsız olabilir. Ancak nasıl oldu da bu anlayış, kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak şeklinde evrildi, anlamak zor. Kadının kahkaha atmasına karşı olmak demek, o ortamdaki kişiler rahatsız olur anlayışının tamamen dışına çıkmış olup, kadının en doğal yaşam haklarından bir tanesini açık ne net bir şekilde gasp etmeye çalışmak demektir. 


Kadınlara Öğretilmesi Gereken Şeyler / Birbirini Kısıtlayan Kadınlar

Kadınlara Öğretilmesi Gereken Şeyler

Maalesef ki, bu güne kadar eziyet edilmiş, aşağılanmış ve küçük düşürülmüş kadınlarımızın sorumluluğunu üstlenmesi gerekenler sadece erkekler değildir. Eğer, kadınların başına gelmiş her türlü olumsuz durumlarını direkt olarak erkeklere bağlarsak, bu defa da erkeklere haksızlık etmiş oluruz. Buna da, kaş yapmaya çalışırken göz çıkarmak denir. 

Peki, birbirini kısıtlayan kadınlar cümlesi bize neyi çağrıştırmaktadır, daha doğrusu bu cümle bize tam olarak neyi çağrıştırmalıdır? Bazı erkeklerin ki o bazı erkekler dediğimiz kesim, kendilerini tamamen kadınlardan üstün görerek kadın haklarını sonun akalar gaspetme amacıyla yaşayan kişilerdir. Ancak bazı kadınlar da vardır ki, bu düşünce yapısındaki erkeklerin en büyük destekçisi olurlar ve, çevrelerinde bulunup da bu duruma baş kaldıran diğer kadınların karşılarına ilk dikilenler, erkeklerin eziyetine boyun eğmiş diğer kadınlar olurlar. Sen kadınsın yapamazsın, kadın başına nereye, kadınlar onu yapmaz kadınlar bunu yapmaz…  Umarız ki bu yazıyı, erkeklerin boyundurluğu altında kalmayı uygu gören ve içerisinde bulundukları bu korkunç duruma baş kaldırmayan kadınlardan da okuyan olur. Buradan, tüm Türk toplumunu temsilen o kadınlarımıza seslenelim; “Sizler, erkeklerin baskısı ve emri altında yaşamaya mahkum değilsiniz. Sizler, erkeklerden daha aşağı bir konumda veya pozisyonda da değilsiniz. Sizler, elinizin hamuruyla da bazı işlere karışabilirsiniz, kadın başınıza da istediğiniz işe kalkışabilirsiniz. Yeter ki güçlü olun, yeter ki kendi gücünüzü, sizi emirleri yapmak isteyen kişilere karşı göstersin. 


Peki Kadınların Türk Toplumundaki Yeri Nasıl Olmalıdır?

Kadınlara Öğretilmesi Gereken Şeyler

Bir insan olarak, bu konudaki farkındalığımızı ortaya koymaya çalıştık ve kadın erkek eşitliğini sonuna kadar savunduğumuzu bir kez daha dile getirdik. Peki, eşitliğe inanan insanlar açısından, kadınların Türk toplumundaki yeri nasıl olmalıdır? Hemen bu konudan da kısaca bahsedelim;

Kadınlar, yıllardır eşlerinin işten gelmesini bekleyen ve evden dışarı çıkmayan insanlar olarak yaşadı. Bizim ülkemiz açısından bu böyle oldu ve halen de olmaya devam etmektedir. Öncelikle şunu dile getirelim, kadın elbette evde durabilir, eşinin işten gelmesini bekleyebilir. Evlilikteki sorumluluklar bunu gerektiriyorsa bu gayet normaldir. Ancak bir de, erkeklerin veya bu zihniyetteki diğer kadınların dayatması ile, kendi rızası olmadan akşama kadar eve tıkılmış ve adeta ev hapsi yaşayan kadınlarımız da vardır. O kadın ne ister, çalışmak ister, nefes almak ister, özgür olmak ister ve yaşadığını anlamak ister. Hele ki bu eve hapsetme durumu, o kadının küçüklüğünden beri yapılan bir şeyse, o kadın ne kendisini kanıtlayabilir, ne eğitimini tamamlayabilir ve ne de kendisini geliştirerek yeteneklerini ortaya koyabilir. Sorarız size, kadınları bu şekilde kısıtlayıp, o kadınların kendilerinden verim almasına engel olarak, kaç doktorun, kaç mühendisin, kaç mimarın, kaç bilim insanının yetişmesine engel olmuşlardır. İşte, kadınların Türk toplumundaki yeri asla ve asla bu şekilde olmamalıdır. Kadınlar da erkekler gibi diledikleri vakit evlerinden dışarıya çıkabilmeli, kadınlar da diledikleri işte çalışıp, diledikleri sektöre kendilerini geliştirebilmelidirler. Erkekler, sırf fiziksel güçlerinin yüksek olduğu kadınların yaşam haklarına engel olmamalıdırlar. Yaradan, gücü erkeğe, güzelliği de kadına vermiştir. Her şeyi yenen güç ise ancak güzelliğe yenilmiştir. Dileğimizdir ki, bu yazıyı okuyan herkesin kadın – erkek eşitliğine değil de, insan bütünlüğüne olan inanç ve anlayışı artmıştır. Peki neden insan eşitliği dedik, çünkü bizler iki sıfattaki tek bedenleriz aslında. Bizler insanız, insanlar biz. Eşit yaşamaz isek, sevgi göstermek isek ne yazık ki kendi sonumuzu getirmiş oluruz. Kadınları sevelim, erkekleri sevelim, bu düşünceyi birleştirerek insanları ve insanlığı sevelim, canlıları ve doğayı sevelim. Dünyayı daha güzel bir yer yapabilmek için çalışalım, sonunda mutlu olacağımızın hiçbir şüphesi yoktur. 

“Ayrıca, YENİ ALIŞKANLIK KAZANMAK başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.”