Bir milleti ve bir ulusu tanımak, veya da bir milleti, bir ulusu tanımlamak için, ilk önce topluma bakar ve ona göre bir fikir beyanında bulunuruz. Bu durum, dünyanın hemen hemen her yerinde aynı geçerliliğe sahip olmak üzere işleyişine devam eder. Yani aslında, eğer ki bir ülkede, dışarıya karşı iyi bir şekilde tanınmanın gayreti ve emeği içine girilmişse, o ülkede ilk olarak öncü işlerin yapılması gerekmektedir. Tabi bu öncü işler, her ne olursa olsun, toplumun tüm fertleri tarafından yapılabilen bir şey değildir. Yani tam da bu noktada demek istediğimiz mevzuat tam olarak şudur; Bir ülkenin, yaptığı herhangi bir iş ile diğer ülkelerin gözüne batma gibi bir hedefi var ise, o ülkenin yapmaya çalışmakta olduğu şeyi, tüm toplum bireylerinin yapması gerekmez. Örneğin, bir ülkenin dünya futbolundan yana kazanmış olduğu başarıları, diğer ülkelere kanıtlamaya çalıştığını varsayalım. Örneğin Türkiye. Bu konuda bir örnek verecek olursak; Türkiye dışındaki devletlerin, veya da o devlet vatandaşlarının, Türkiye iyi futbol oynuyor diyebilmesi için, tüm Türkiye nüfusunun iyi derecede futbol oynamasına gerek yoktur. Bu, hem imkansızlıklar ölçüsünde olanaksız durumda ve oldukça da zor bir şey olması ile beraber, dünyanın hiçbir yerinde de geçerliğini koruyamamaktadır. 

Ayrıca, 2 Adımda İyi Bir Aile Düzeni Nasıl Oluşturulur? Başlıklı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Peki, bu anlatımdan ve de bu sade örnekten yola çıkacak olursak, bizler Melankolik Yaşam olarak, 2 adımda toplumsal farkındalık sağlamak konumuzda neyi anlatmak istiyoruz. Tabi hiç belli de olmayabilir ki, bu konu belki de birçok kişiye ciddi anlamda karışık ve zor gelecektir. Ancak, bizim bu konuda yaptığımız araştırmalar ve yaptığımız bu geniş çaplı araştırmalara karşılık olarak anlatmak istediğimiz asıl konu şudur. Bir ülkenin, bazı özellikleri (pozitif özellikleri) ile tanımlanabilmesi için, ülkenin farklı pozisyonlarında, işinin ehli kişilerin olması gerekmektedir. Bu, o ülkeyi dış ülkelere tanıtmak ve göstermek adına en etkili yoldur. Bir ülkenin bunu sağlayabilmek için ise, ilk olarak kendi içerisinde bir farkındalık oluşturması ve tüm insanları kendi alanlarına göre yetiştirmesi gerekmektedir. O halde konumuzun ilk maddesi olarak şunu söyleyebiliriz;


1. Her İnsan Kendi Başarı Dağarcığında Eğitilmelidir

2 Adımda Toplumsal Farkındalık Sağlamak

Gelişmiş toplumların en çok uyguladığı, geride kalmış toplumların ise bir türlü uygulamaktan yana olamadıkları bir yöntemdir aslında bu; her insanı kendi başarı dağarcığına göre eğitmek. Örneğin, bizim toplumumuzdan örnek vermek gerekirse. Türk toplumunun, özellikle de eğitim açısından şöyle bir gereksinimi veya da yanlış düşünce tarzları tarafından belirlenen şöyle bir zorunluluğu vardır; Bir öğrencinin başarılı olabilmesi için, sayısal bilmesi zorunludur diye. Aslında bu, o kadar yanlış ve bir o kadar da zararlı bir düşünce biçimidir ki, hangi toplum olursa olsun, bu düşünce yapısı içerisine girdiğinde mutlaka geriye ve aşağı yönlü bir ilerleme grafiği çizecektir. Yani yıllar ilerledikçe, o ülke yavaş yavaş batma noktasına doğru ilerleyecektir. Çünkü, bir toplum fertlerinin yarısını sayısalcı, diğer yarısını da sözelci diye ayırırsak, ki zaten bu oran hemen hemen yarı yarıyadır, işte o zaman toplumun yarısını, yarışın başında kaybetmiş oluyoruz. O yüzden, herkesi kendi yetenek alanına göre sınıflandırmakta, hatta sınıflandırmaktan ziyade, herkesi kendi yetenek alanına göre değerlendirmekte büyük fayda var.


2. İnsanların Başarılarına Değer Göstermek

2 Adımda Toplumsal Farkındalık Sağlamak

Şimdi de, birçok ülkede yaşanan ve o ülkeler için olumsuz olan bir durumdan bahsetelim. Bu durumun adı, beyin göçü. Örneğin, bizim ülkemizde yaşamakta ve çalışmalarını yürütmekte olan bir bilim insanını düşünelim. Bizim ülkemizde bulunan ve çalışmalarını yürüten bu bilim insanı, belli bir zaman sonra başka bir ülkeye taşınmak istiyor. Daha sonra taşınıyor ve o bilim insanındaki yetenekleri gören diğer ülke, o kişi için daha iyi şartlar altında bir çalışma prosedürü uyguluyor. İşte, toplumda yaşanan beyin göçünün en büyük temellerinden biri de tam olarak burada ortaya çıkmaktadır. Bir ülkenin çalışanına, bir ülkeye hizmet eden kişiye, hizmet edip de çalıştığı ülke tarafından yeterli değer verilmediği taktirde, o kişinin beyin göçü yapmak suretiyle kendi ülkesinden başka bir ülkeye gitmesi son derece kaçınılmaz bir durumdur. Eğer ki bir ülke, yaptığı bazı işler ile kendisini dünyaya tanıtmak ve boy göstermek istiyorsa, ilk önce her vatandaşını kendine has statüde eğitecek ve daha sonra her vatandaşına hak ettiği değeri de verecektir.