Robinson Crusoe’a Mektup

Ne oldu, bak gene yalnız kaldın, peşini hiç bırakmayan o sonsuz yalnızlığınla. Kurtulurum belki, diye çabaladın, uğraştın, umudunu yitirmedin, ama sende iyi biliyordun; sonunun, o yalnız hayatından başka bir şey olmadığını. Hatırla; o ıssız adaya düştüğün günü, ilk o zaman anlamıştın bunu, çaresizce koştun adanın etrafında, o telaşlı yüzün, korkudan çarpan kalbin… Neydi bu? Daha önce hiç hissetmediğin bir duygu hayatında, büyük bir değişiklik, bir boşluktu bu. O geceyi nasılda zor geçirmiştin, sığınacak bir yerin yoktu, zar zor kuytu bir yer bulmuştun; en ufak ağaç hışırtısında korkarak açmıştın gözlerini, hatırladın mı? Sonraki gün daha rahattın, bu duruma alıştırmaya çalışıyordun kendini ve en önemlisi düşünmeye başlamıştın. Normal hayatında işlerini hep kolaylıkla halledebiliyordun, yanında sürekli birileri vardı; konuştuğun, yardım ettiğin, her işini en hızlı şekilde yapabiliyordun çünkü çevrende güvendiğin onca kişi vardı. Peki ya şimdi nerde insanlar, o çok güvendiklerin? En ihtiyacın olduğu zaman hem de, bu ıssız adada tek başınasın; güvenebileceğin kimse yok. Bunları düşündükçe ümidini kaybetmeye başladın. Tek başına hiç bir işi halletmemiştin her zaman sana yardım eden birileri oluyordu, kolayca hallediyordun işlerini, bir derdin olduğunda paylaşabiliyordun. Artık her şeyi tek başına yapacaktın. Sonra
anlamıştın sen de, aslında hep yalnız olduğunu ‘’ En ihtiyacım olduğu an da kimse bana yardım edemiyorsa ben hep yalnızmışım meğer’’ demiştin. Zaten yalnızlık herkesin seni unuttuğu an da başlamaz mı? Bu duyguyu hissettiğin an güvendiklerin yoktur yanında, yanında olsalar hissetmezsin asla zaten gerçeği kabullenmiştin artık, yıllardır yorucu, zevkli hayatın bu gerçeğin üstüne perde çekmişti o kadar uğraşın vardı ki hiçbir zaman düşünmeye vaktin olmamıştı. Ada hayatında bol bol düşünmüştün eski hayatını ve şimdiki durumunu. Ve düşündükçe de daha çok gerçeklere ulaşmıştın. Yalnızlığın maddesel olduğunu ve her zaman manevi bir şeyin senin yanında olduğunu anlamıştın. Bu seni çok rahatlasa da içinde kalan o özlem hiç dinmedi. Bir insana duyulan özlem, toplum içinde olmak; ne kadar yalnızlık gerçeğine varsan da içindeki o ateş hiç sönmedi. Aylarca uğraşıp sallar yaptın ama okyanusun azgın dalgalarına dayanamadın kaç kere boğulma tehlikesi atlattın, yılmadın tekrar denedin. Geceleri ufukta gördüğün ışıkları gemi zannedip devasa ateşler yaktın, seni görmeleri için. Ama boşunaydı. Hep umut olsa da imkanların yetersizdi. Peki ya sonra, tam alışmışken bu hayata bir gün sahilde bir kayığa rastladın. Adaya düştüğün ilk günkü gibi heyecan sardı tüm vücudunu ve yıllardır beklediğin o insan yüzünü gördün. İnanılmazdı ama artık bu ada hayatın sona ermişti. Benim
anlamadığım kısım da bundan sonrası zaten kardeşim, herkes senin dönüşüne ne çok sevinmişti; ailen akrabaların dostların… Kısa sürede de eski hayatına döndün o zenginlik içinde neşeli geçen hayatın. Ama hep düşünceliydin. Onca sene adada düşündüklerin ve insanların umursamazlık içinde oluşları. Büyük bir kalabalık evde, herkes gülüyor eğleniyor ama sen bir köşede boş gözlerle etrafı süzüyorsun. Ne düşündüğünü bir bilsem! Tekrar adaya dönmeye karar verdiğini bu sabah öğrendim, Şaşkınlık değil ama binlerce düşünce kafamda dönüp duruyor anlamaya çalışıyorum seni. Hemen limana koştum son bir veda için ama yetişemedim, çoktan yola çıkmıştın bile. Hoşça kal demeyi çok isterdim sana ve de bu gidişinin nedenini öğrenmeyi. Kuzey rüzgarları bugünlerde çok sert esiyor. Kendimi okyanusa atsam, gömleğimi de yelken yapsam, adanın sahiline vururum sanırım ama şimdilik bu mektup yeterli. Boş şişe içinde bir kağıt parçası… Umarım bu rüzgarlar ona yolunu gösterir, o da gideceği adresi bulur. Kardeşim; Bir gün tekrar görüşmek umuduyla, sonsuz yalnızlığınla baş başa bırakıyorum seni.

Emre Danabay

1985 Tokat/Zile doğumlu. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesinde tamamlamıştır. Geçmişte üniversite forumlarında köşe yazarlığı yapmıştır. Evli ve 2 çocuk babası. Şuan çalışmıyor olup çocuklarıyla ilgilenmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir